24 Şubat 2009 Salı

Adnan Tönel, saatini kirli tiyatro zamanına göre ayarlıyor!

Hilmi Bulunmaz
14 Mayıs 2009


Adnan Tönel, 11 Mayıs 2009 tarihli BİRGÜN’de, "Şimdi temiz tiyatro zamanı" başlıklı bir yazı yayımladı. Tönel bu yazısında, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı, adlarını vermeden, sinsice "eleştirdi".

Tönel, neye dayanarak Büktel ve Bulunmaz’ı “eleştirdi”? Düzeysiz yayıncılığıyla, Türkiye tiyatrosunu kirleten Tiyatro… Tiyatro… dergisi sahibi Mustafa Demirkanlı'nın başını çektiği, Büktel ve Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek isteyen, sözde “küfre karşıt” ilginç bir linç kampanyasına dayanarak “eleştirdi”.

Peki, Demirkanlı’nın başını çektiği kampanyayla linç edilmek istenen Büktel ve Bulunmaz'ın "suçları" neydi?

Büktel’in “suçu”, Türkiye’nin en tanınmış tiyatro profesörü Özdemir Nutku’nun CD’yle saptanmış iftirasını kamuoyuna mal etmekti. (Bakınız: http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm) Büktel’in yazdığı Theope oyununun oynanmasını engellemek için iftiraya başvuran ve "Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış 'Theope' adlı bir oyun var. Fransızca bilenler bu oyunu bi şey etmeliler, yani bi bakmalılar aradaki benzerliği görmek için" diyerek varolmayan "ikinci bir Theope" uyduran ve tümüyle uydurma bu iftirasını, yaklaşık otuz kişilik Devlet Tiyatroları Koordinasyon Kurulu toplantısında dile getiren Nutku; Büktel’in Özdemir Nutku iftirasını deşifre etmek için harcadığı çaba sonucu, tiyatro kamuoyu önünde “zor” durumda kalınca; Nutku’dan çok Nutkucu rolüne soyunan Demirkanlı, zâten okunmayan dergisi Tiyatro… Tiyatro…’nun olmayan gücünü artırmak için, yani sadece ve sadece kendisini kurtarmak için, kendisine payanda olarak bulduğu imzacılarla birlikte, âdeta “altın vuruş” yaparak linç kampanyasından medet ummaya başladı.

Bulunmaz’ın “suçu” ise, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf’ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği “Emek Ödülü”ne karşı çıkmaktı. (Bakınız: "Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman’a verdiği “Emek Ödülü” haber linkleri") Kendilerini “sol” değerlerle piyasaya süren TAKSAVlılar, 11 kişiden oluşan Danışma Kurulu’nun onayıyla, 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman’a, 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nde “Emek Ödülü” verince, bu tavra ilk karşı çıkan ve bu karşı çıkışını sürekli hâle getiren Bulunmaz da, yayıncılığıyla Türkiye tiyatrosunu kirleten Demirkanlı’nın hışmına uğradı. Bir kampanyayla iki linç kuran Demirkanlı’nın başlattığı sürecin beslenmesi için figüranlara da ihtiyaç vardı. BİRGÜN'ün köşe yazarı Tönel de bu figüranlardan biridir.

Bulunmaz’ın TAKSAV’a karşı işlediği “suçun” yanında, bağışlanamaz bir “suçu” daha vardı. Linç kampanyasının başlamasının hemen arifesinde, Bulunmaz, tiyatroyun.blogspot.com sitesi aracılığıyla, tiyatro yayıncılarından, gayet anlaşılır, gayet alçakgönüllü bir istekte bulunmuştu:

"Halka ve tiyatro kamuoyuna gerçeği, sadece gerçeği söylemek zorunda olan tiyatro dergilerinin yöneticilerini ve matbaa sahiplerini göreve çağırıyoruz! Bütün tiyatro dergilerinin gerçek, sadece gerçek tirajlarını açıklamalarını bekliyoruz. Bunun için, matbaadan alınan gerçek, sadece gerçek faturaları beyan etmelerini istiyoruz."

Bulunmaz’ın işlediği bu "suç" için, hemen kollar sıvandı ve gerçeği, sadece gerçeği dile getirmek yerine, Demirkanlı’nın başını çektiği linç kampanyasının düğmesine basıldı.

Düğmeye basıldıktan sonra da, www.tiyatroyun.blogspot.com sitesinde şunları yazmak zorunda kaldım:

"Biz, aşağıda linkini verdiğimiz açıklama isteğimizi dile getirdikten haftalar sonra, MİMESİS dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Cüneyt Yalaz , SAHNE dergisi yayın yönetmeni T. Murat Demirbaş, Tiyatro... Tiyatro... dergisi sahibi yalan makinesi, küfürbaz, linç çağrıcısı Mustafa Demirkanlı, TEB OYUN dergisi yayın yönetmeni Hasan Anamur, KAVUKLU dergisi yöneticisi, yanıt olarak Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel için linç kampanyası başlattılar! Böylece, tirajları şaibeli duruma gelen dergilere, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Müdürlüğü ilan ve reklam verirken, son derecede dikkatli davranmak zorundalar. Benim ve halkımın verdiği vergileri, hiç kimsenin çarçur etme hakkı yoktur. Hem, sade vatandaş olarak ve hem de profesyonel tiyatro sahibi olarak, reklam verenleri, bu konuda özenli davranmaya davet ediyorum."

(Bakınız: Bulunmaz, "Halka ve tiyatro kamuoyuna gerçeği, sadece gerçeği söylemek zorunda olan tiyatro dergilerinin yöneticilerini ve matbaa sahiplerini göreve çağırıyoruz!")

Büktel'in iftiraya karşı sürdürdüğü inatçı tavırla, Bulunmaz’ın 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı’na “Emek Ödülü” veren TAKSAV’a ve gerçekleri gizleyen tiyatro yayıncılarına karşı yürüttüğü savaşımdan rahatsızlık duyan kirli tiyatro yayıncısı Demirkanlı, başlattığı linç kampanyasıyla, Ahmet Ertuğrul Timur, Ömer F. Kurhan, Yaşam Kaya gibi (Bulunmaz ve Büktel'in sert ama haklı eleştirilerine maruz kalmış) “yayıncılar”dan da destek alarak, kapitalist tiyatro sürecinin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için son çırpınışlarını yaşıyor!

Tönel de, bu sürecin dışında kalmamak için, yalancılığı belgelerle, küfürbazlığı mahkemelerle tescillenmiş Mustafa Demirkanlı; sansürcülüğü tescillenmiş Ahmet Ertuğrul Timur, tehditçiliği "Bıçak sırtı yazılar için bıçakların bilenmekte olduğunu belirtmekte yarar var" sözüyle tescillenmiş tehditkâr bileyci Ömer F. Kurhan ve Yaşam Kaya’nın peşine takılarak, linç yangınına körükle gidiyor. Büktel ve Bulunmaz’ın linç edilmesi için BİRGÜN gazetesindeki köşesini kötüye kullanmakta hiçbir sakınca görmeyen Tönel, yalancı, iftiracı, sansürcü ve tehditçi tiyatro yayıncılarının yanında saf tutarak, linç kampanyasına imza verirken, aslında yalana, iftiraya, sansüre ve tehdide imza vermiş oluyor.


***


BELGESEL BÖLÜM:


Tönel, diyor ki:

“…internet üzerinden tiyatro yayıncılığı hizmeti veren kişi ve kurumlar, insan niteliğini artıracak, daha kültürlü daha aydın, bilinçli insanların oluşmasında katkı sağlayacak çabalar içerisindeler.”

Kim bu Tönel’in eşkalini verdiği “tiyatro yayıncılığı hizmeti veren kişi”ler?

Tönel’in eşkalini verdiği bu kişiler, linç çağrıcıları!

Tönel, linç çağrıcılarını savunurken diyor ki;

"Ancak onların da bu tür yayıncılık tercihlerinde tehditler aldıklarını, küfürlere sövgülere maruz kaldıklarını biliyoruz duyuyoruz. Sanat gibi bir alanda hiç olmaması gereken bu aktöresiz saldırılara göğüs germe çabasındaki yayıncılar bu saldırılara karşı bir arada hareket etme kararı aldılar ve www.temiztiyatro.net adındaki siteden seslerini yükseltmeye başladılar."

Tönel, Büktel ve Bulunmaz’ı, adlarını vermeden, sinsice “eleştirmek”le birlikte, www.temiztiyatro.net sitesinin, yani kendisinin de içinde bulunmaktan “mutluluk” duyduğu linç çağrıcılarının adresini hiç ikirciklenmeden BİRGÜN okurlarına sunarak, linç kampanyasındaki figüranlık görevini “layıkıyla” yerine getirmekle birlikte, yeni figüranlara da “görev bilinci” aşılıyor.

Tönel’in adresini verdiği ve linç çağrıcılarının bulunduğu bu sözde “temiz”, özde kirli sitede bakınız Büktel ve Bulunmaz için neler söyleniyor?

"Tiyatro kamuoyunun tanıklık ettiği üzere, oyun ve dizi film yazarı Coşkun Büktel ve internet ortamını hesapsızca kullanan Hüseyin Hilmi Bulunmaz, kişisel site ve bloglarını sistemli aşağılama, hakaret ve küfür aracı olarak kullanarak Türkiye tiyatrosunun kurum ve kişilerine saldırmakta ve rencide etmektedirler."

Peki, bu “saptamalar” yapılırken, “aşağılama, hakaret ve küfür”ler orijinal kaynağı gösterilerek ve orijinal kaynağındaki bağlamdan koparılmadan herhangi somut bir kanıt yada belge sunulabiliyor mu?

Asla sunulmuyor, asla sunulamıyor! Linç kampanyası başlatanlar yada linç kampanyasında figüranlık yapanların klasik “numaraları”, orijinal kaynaktan asla somut kanıt yada belge göstermemektir. Gösterir gibi yapsalar bile, mutlaka orijinal kaynaktaki bağlamından kopararak göstermektir! Çünkü gerçekleri gizleyip yalanların hizmetinde kulluk yapanların niyetleri, bozuk giden bir şeyleri düzeltmek değil; doğru giden bir şeyleri bozmaktır. Doğruları yanlış olarak gösteremedikleri zaman da, okurların ikirciklenmelerini “sağlamaktır”!

www.temiztiyatro.net sitesinin ne kadar temiz olduğunu bir tek somut örnekle görmek mümkündür. 6 Mayıs'ta Taraf gazetesinde çıkan iftira yazısını kampanya bildirisiyle aynı sayfada ve "kampanyamız basında da yer buldu" ibaresiyle yayınladılar. Ama 11 Mayıs'ta, Taraf, Büktel'in cevabını yayınlayınca, "temiz tiyatrocular" okurları zehirleyen o yazının cevabı olan panzehiri yayınlamayı asla düşünmediler. Olay unutulsun diye, zehir yazıyı ana sayfadan çıkarıp bir başka sayfaya taşımakla yetindiler. Zehir hala sitede ama panzehirden tek cümle haber yok. Karşımızdakiler işte ancak bu kadar "temiz yayıncı"...

Tescilli yalancı Mustafa Demirkanlı’yla birlikte, tescilli sansürcü Ahmet Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid), tescilli tehditkâr bileyci Ömer F. Kurhan’ın başını çektiği ve linç çağrıcılarının tıka basa doldurduğu bu sözde “temiz”, özde kirli sitede imzaları bulunanlar, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ın, her zaman için orijinal kaynaktan tanık, kanıt, belge göstererek yazı yazmalarına karşın, kendileri, orijinal kaynağını göstererek, bizim küfür ettiğimizi belgeleyemiyorlar. Çünkü biz küfür etmedik. Yalnızca, takma isimli sapıkları ve sapıkça tutumları, vahametlerine uygun ve "TDK Türkçe Sözlük"te "argo" bile sayılmayan sıfatlarla haklı olarak niteledik. Üstelik o sıfatların sayıca çok daha fazlasına haksız olarak muhatap olmuş, linççilerin sayısız yalan ve iftirasına maruz kalmıştık.

Peki iftiralarını gerçekmiş gibi gösterebilmek için ne yapıyorlar? Orijinal kaynaktaki bağlamından cımbızla kopardıkları sözleri kullanarak bizleri küfürbaz ilan edebiliyorlar. Herhangi bir bilgi, belgenin orijinal kaynağı niçin belirtilmez, orijinal kaynağa niçin link verilmez? Bunun tek bir açıklaması var; iftira atmak, saptırmak için... Orijinal kaynaktaki gerçekleri okurlardan saklamak için... Linç çağrıcıları da bunu yapıyorlar. Böylelikle, Adnan Tönel’i bile kandırabiliyorlar. Ya da Tönel "suçlu güçlülerle" aynı safta olmayı daha rantabl bulduğu için, gönüllü olarak kanıyor. Tönel de bu kervana katılıp, bu kampanyadaki figüranlığına sığınarak, sadece kendisini değil, “sol” değerlere sahip olduğunu iddia eden BİRGÜN okurlarını da bu gayya kuyusunun dibine boca etmek “şerefine nail oluyor”!

Linç kampanyası sürecini ve bu sürece neden olan Büktel/Bulunmaz belgeli, kanıtlı yayıncılık hattını incelemek için, www.coskunbuktel.com ile www.tiyatroyun.blogspot.com sitelerini izlemenizde yarar var.

Yazarı Tanrı, yazarın ürününü Kutsal Kitap olarak algılayan ve bu algının, tüm toplum tarafından kabul görmesini arzu edenlere inat, kursumuz sürüyor!


Hilmi Bulunmaz, "Yaratıcı Yazarlık" palavrasını paramparça eden yazarlık kursunu, hem de ücretsiz olarak sürdürüyor! from Cemal Bulunmaz on Vimeo.
Sen de insansın!
Sen de yazabilirsin!!
Hem de para ödemeden!!!

22 Aralık 2008 Pazartesi

Tiyatroda faşizme ödül (ödün) vermeyin: "Talat Sait Halman skandalı"nda tarafınızı belirleyin!

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) tarafından, hem de "Emek Ödülü" ile onurlandırılan 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman (Talat Sait Halman, the Minister of Culture of Turkey during fascist March 12th stroke, who has been awarded)


Talat
Sait
Halman'a
verilen
"Emek
Ödülü"ne
karşı
çıkmayan
faşizmi
savunur.


Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"
"12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor"
"Tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı çabası"
"'TAKSAV skandalı' sürecinde Marsist Akademi"
"Sinemacılar da çanak yalamayı öğneniyor"

Sinemacılar da çanak yalamayı öğneniyor

Tiyatroda Kültür Bakanlığı çanağı yalayanlar olduğu gibi, sinemada da aynı çanağı yalayanlar var. Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV), 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" verdiği süreçte, tıpkı tiyatrocular gibi, sinemacılar da "TAKSAV'ın Talat Sait Halman Skandalı"na ilgisiz ve duyarsız kalıyorlar. Ancak, biz her şeye karşın tiyatrocuların haberini yaptığımız gibi, sinemacıların da haberlerine yer veriyoruz. Aşağıdaki haberi Milliyet gazetesinden aktarıyoruz.


Geleceğin sinemacıları belli oldu!


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın projesi olarak TÜRSAK Vakfı danışmanlığında gerçekleştirilen Geleceğin Sineması yarışmasının finalistleri belli oldu.

Tüm üniversitelerin Sinema ve İletişim dallarının 4 yıllık eğitim veren bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımına açık olan Geleceğin Sineması’nın ödül töreni 27 Aralık akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak. Nejat Gökçe, Levent Üzümcü, Bergüzar Korel, Özay Şendir, Muammer Brav ve Kemal Öktem’den oluşan seçici kurulun tespit ettiği projelerin hayata geçirilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü 2 bin 500 YTL destek sağlayacak.

(Kaynak: Milliyet)

***

Oyun'un notu: bakınız;
“Ankara Tiyatro Festivali Emek Ödülü 12 Martçı’ya”
“12 Mart 1971 v.s…”
“Nihat Erim’in Kültür Bakanı’na ödül verenler”
“12 Martçı’ya ödül verenler tam yol ileri”
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Orhan Aydın"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Coşkun Büktel"
"'12 Martçı'ya ödül'e karşı ses: Özgür Tiyatro"
"Faşist Kültür Bakanı'na ödül veren festival"
"soL'dan 'evlere şenlik' haber"
"Özgür Başkaya, 'TAKSAV skandalı'nı tartışıyor"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 1"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 2"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 3"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 4"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 5"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 6"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 7"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 8"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 9"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 10"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 11"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 12"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 13"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 14"
"Talat Sait Halman'a ödül veren festivalden / 15"
"12 Martçı'ya ödül veren festivali Yenikapı açtı"
"Deniz Gezmiş fotoğrafının altındaki 12 Mart'çı"
"Büktel, 12 Mart artığının şiirsizliğini kanıtladı"
"atılım'dan Bulunmaz'sız Talat Halman haberi"
"12 Mart'çıya 'Emek Ödülü' AKP'li Günay'dan"
"ATB, faşizme (TAKSAV 'Emek Ödülü'ne) karşı"
"soL, 'Talat S. Halman skandalı'nda doğru yolda"
"TAKSAV, 12 Mart'çıya ödül verirken yalnız değil"
"12 Mart Faşizmi'nin gölgesine sığınan festival"
"Amatör Tiyatrolar Birliği, Tiyatro Net'te"
"Tiyatro ödülleri enflasyonu"
"Müzisyenlerden 12 Mart'çıya destek"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman"
"Tiyatro dünyası bizden izleniyor"
"Fakir Baykurt Sahnesi'nden Burdur'a yürüyüş"
"'TAKSAV skandalı' döneminde İmge'den oyun"
"Günay Akarsu, 'Emek Ödülü'ne karşı çıkardı"
"BEKSAV, ezilenleri savunmayı sürdürüyor"
"TAKSAV, 'Emek Ödülü'ne tepkileri gizliyor"
"Bulunmaz'sız 'Talat Sait Halman skandalı'"
"Ankara'ya 12 Mart Faşizmi gölgesi vururken"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 1"
"'Talat Sait Halman skandalı' nedeniyle / 2"
"Atak'ın uğradığı haksızlık coskunbuktel.com'da"
"Aydın, devlet yardımı=sus payı'na da değiniyor"
"Anti-faşist yazarın oyunu, faşizmin gölgesinde"
"Kadına şiddet uygulamak da sınıfsal zulümdür"
"Yakışır!"
"12 Mart Kültür Bakanı'nın gölgesindeki festival"
"Aydın, tiyatro kitapları tanıtmayı sürdürüyor"
"Ankara'da sadece 12 Mart'çıya ödül verilmiyor"
"Kapitalist tapınakta sosyalistleri ağırlamak(!)"
"12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı çalışıyor"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 1"
"Talat Halman gölgesindeki festival sona erdi / 2"
"Zeynep Oral, Talat Halman karanlığını gizliyor"
"Sadece gizli değil; ayrıca gizemli bir yazı!"
"Ödül kıskacına sığmayan anti-faşist sanatçı"
"TAKSAV'ın paşası Talat Sait Halman"
"Burjuvazi; eğitim, gıda ve sağlığı kirletiyor"
"Yakışmışlar!"
"Emekçilere; bilim, eğitim, estetik, kültür, sanat"
"12 Mart ve 12 Eylül Faşizmi devam ediyor!"
"Faşizmi estetize eden Muro'lar kınandı"
"Faşizmi estetize eden 'Kurtlar Vadisi' öldü mü?"
"Münevverler, pirlerinin birthday'ini kutladılar!"
"Orhan Aydın, belleği zayıf olanları uyarıyor"
"BÜKTEL, yine 'GÖR' DEDİ"
"12 Martçı'ya ödül verenlere destek mesajı!"
"TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor"
"Yenikapı'nın Yunan faşizmine karşı eylemi"
"BEKSAV, sanata sınıfsal yaklaşma gayretinde"
"'İnsanım' diyen bu sergiye duyarsız kalamaz"
"İzmir karanfilleri, Yunanistan ve Şili'ye gidecek"
"Seçimler yaklaşıyor: Açılış yapmak lazım!"
"TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!"
"Yalanla beslenen 'Emek Ödülü'ne tepki!"
"Ömer F. Kurhan, belleğini yitirmek istemiyor!"
"Orhan Aydın, kentsel talana dikkat çekiyor"
"12 Mart Faşizmi, 12 Eylül Faşizmi devam ediyor"
"Tiyatroda faşizmin sorgulanmasına katkı çabası"
"'TAKSAV skandalı' sürecinde Marsist Akademi"
"Sinemacılar da çanak yalamayı öğneniyor"

20 Aralık 2008 Cumartesi

Sinema, toplumsal görevini mi anımsadı?

Nil Kural ile konuşan Özcan Alper, “Sonbahar”ın Hemşince konuşulan ilk uzun metrajlı film olduğunu söyledi.


Sinemayı sanattan, toplumsallıktan uzaklaştırıp kapitalizmin buyruğuna teslim eden, faşizmin kuyruğuna eklemleyen sinemacılar, tüm çabalarına karşın, anti-faşist sinema hareketini engelleyemediler. Özellikle Sinan Çetin tarafından kutsanan kapitalist sinema, emeğin hiçimsenmesi için bir örümcek ağı gibi toplumsallığı dumura uğratma çabası içerisinde. Kapitalizmin olmazsa olmazı reklam dilini sinemaya bir ur gibi eklemleyen Sinan Çetin, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için yayıncılık da yapıyor. Kapitalizmin ehlileştirilerek liberalleşmesi için düşünsel katkıda bulunan Sinan Çetin ve ardıllarının egemenliğine karşın, toplumsal duyarlılığa sahip yönetmenler de film çevirebiliyor. Özcan Alper de bunlardan biri. Milliyet gazetesinden Nur Kural'la konuşan Özcan Alper'in görüşlerini okumakta yarar var. (HB)


‘Bilmek içinizdeki acıyı büyütüyor!’

Nil Kural

Özcan Alper’in bol ödüllü filmi “Sonbahar”, bugün, vizyon tarihi açısından denk düşürüldüğü Hayata Dönüş Operasyonu’nun 8. yıldönümünde gösterime giriyor

Özcan Alper’in ilk filmi “Sonbahar”, Altın Leopar için yarıştı, Altın Koza Ödülü’nü aldı. Bugüne kadar kazandığı dokuz ödül bir yana, gösterildiği her yerde hem izleyicilerin hem de eleştirmenlerin ilgisini çekmekte hiç zorlanmadı. Filmde, Onur Saylak’ın canlandırdığı Yusuf’un cezaevinde girdiği ölüm orucu sonucu rahatsızlanmasının ardından serbest bırakılıp, Doğu Karadeniz’deki evine dönmesiyle başlayan bir öykü anlatılıyor. Özcan Alper’le yakaladığı başarıyı ve filmi konuştuk.

- “Sonbahar” ilk filminiz olmasına rağmen görselliği de hikâye anlatımı da oturmuş bir yapıda.. Bu başarınızı neye bağlıyorsunuz?

Neyi, nasıl anlatmak istediğimi bildiğim için filmi estetik olarak kafamda tasarlamıştım. Uzun yıllar asistanlık yapmamın ve çalıştığım yönetmenlerin katkısı da oldu. Bu bir usta çırak ilişkisi... Bir çırak olarak ilk işimde, biriktirdiğim bütün deneyimleri kullanmaya çalıştım. Bu filmin bir şansı da, çalışan ekibin filmin ucunu devamlı tutmak istemesiydi.

- Film gösterildiği her yerde, hem eleştirmenler hem de izleyicilerle gönül bağı kurdu. Bunun nedeni sizce neydi?

Bir tarafıyla tüm annelere hitap eden bir film. Başka bir tarafıyla da, annesi ve babasıyla hesaplaşmasını bitirememiş çocukları yakalıyor.

- Otoriteyle hesaplaşması bitmeyenleri de...

Evet, bir kuşağın hikâyesi... 12 Eylül’den sonra arada bir kuşak geçip gitti. Film bu yakın döneme dair de bir şeyler söylüyor. Diğer yandan filmin ana teması, ölüm ve aşk. Bu iki mesele, evrensel olarak da insanları çekiyor.

- 12 Eylül kuşağı sıkça işleniyor ama siz filminizde ‘90’lar kuşağına odaklanmışsınız. Bu kuşağın gölgede kaldığını mı düşünüyorsunuz?

12 Eylül döneminde çok büyük travmalar ve çok büyük trajediler yaşandı. Konuyla ilgili mağdurları suçlayıcı filmler yapıldı. Bir de bunun tersine mağdurların duygularının sömürülmesine dayanan filmler gördük. O sıralarda Türkiye’de çok ciddi değişimler oluyordu. Kürt meselesi, Sovyetlerin dağılmasından sonraki tek kutuplu dünya, neoliberal politikalar, ekonomik yoksullaşma, her anlamda toplumsal çözülüş... Bu süreçte de, yetişen bir gençlik vardı. Ciddi bir gençlik muhalefeti yaratamasa da, buna kalkışan bir gençlikti. O yüzden kendimin de içinde olduğu bu kuşağı anlatmak, dünyaya buradan bakmak daha doğru geldi.

- Filmle ilgili Kafkasya dokusunu yakalamaya özen gösterdiğinizi söylüyorsunuz. Bu sizin için neden önemliydi?

Türkiye, çok kültürlü bir yapı. Anadolu’yu güzel kılan en önemli unsurlardan biri bu... Mesela Neşet Ertaş türkülerinde İç Anadolu’nun çoraklığını, kokusunu hissediyorsunuz. Kafkasya ile ilgili bunu deneyen Kazım Koyuncu gibi isimler vardı. “Sonbahar”ın Kafkasya filmi olmasını istedim. O doğanın renkleri, ışığı, dokusu, deniziyle kendine özgü farklılıkları, bunun da insanlarda bir yansıması var. O yansımaları, coşkuya rağmen hüznü; yaşama rağmen ölümü; bütün bunları göstermek istedim.

- Filminizde Hemşince konuşuluyor. Bu da şüphesiz politik bir tavır... Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Film, Hemşince konuşulan ilk uzun metrajlı film. Küreselleşmeyle Türkçe de dahil tüm ulusal diller köreliyor. Dil, kimliğinizi, felsefenizi belirliyor. Türkçeye nasıl kendi içerisinde böyle bakabiliyorsam, Hemşinceye ve diğer dillere de böyle bakıyorum. Çünkü bu diller de, insanların kişiliklerini, karakterlerini ve yaşamlarını belirliyor. Tabii İstanbul’da geçen bir hikâye çeksem, Hemşince konuşturmam. Ama karakterim Hemşinli’yse, o karakterde kendimden bir şey buluyorsam ve orada çekiyorsam onu Türkçe konuşturmam. Gidip Diyarbakır’da film çeksem, karakterim Kürtse, Kürtçe konuştururum.

(Kaynak: Milliyet)

19 Aralık 2008 Cuma

Kurtuluş Savaşı'nda İşbirlikçiler

Kapağı büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ


Kitabın arka kapak yazısı:

Gazete yazarlığı yanında, yaptığı araştırma ve incelemelerle dikkati çekmiş olan İlhami Soysal'ın bu eseri, birçok çalışmaya kaynaklık etmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşında işgalci düşmanla işbirliği içinde olanların amaçları, bundan doğan çıkarları, Soysal'ın tesbitleri ile tarihin hükmüne bırakılmışlardır. Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin erken kuruluş döneminde bu işbirlikçilerin ibret dolu eylemleri bu eserde sergilenmiştir.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Hatıralarım

Kapağı büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ


Kitabın arka kapak yazısı:

Bilinmektedir ki, her hatırat öznel olmakla beraber anlatılan dönemi aydınlatmak açısından belli bir öneme sahiptir. Bu bağlamda Âli Haydar Midhat’ın hatıraları oldukça çalkantılı geçen Osmanlı'nın son dönemleriyle ilgili bilgileri içermesi bakımından dikkate değerdir.

Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesi sonrasında intihar ettiği veya öldürüldüğü yolundaki bugün bile tartışma ve araştırmalara konu olan vefatı, Sultan II. Abdülhamid'in tahta geçişi ve saltanatının ilk yılları, Midhat Paşa'nın Avrupa-sürgünü ve sürgün dönüşü İzmir valiliği yılları, yine Midhat Paşa ve arkadaşlarının Sultan Abdülaziz'in kuşkulu ölümünden sorumlu tutularak Yıldız'da kurulan mahkemede yargılanıp idama mahkûm edilmeleri, daha sonra bu idamların müebbed kalebendliğe çevrilip Taife sürgünleri,1884 yılında hazin ölümleri, II. Meşrutiyet'in ilanı, ittihad ve Terakki’nin iktidar yılları, Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke dönemi İstanbul’unun sosyal ve siyasî manzarası gibi, yakın tarihimizde üzerinde çok yazılıp çizilen olayların bir yüzü Ali Haydar Midhat’ın bakışıyla bu hatıralarda dile getirilir.